Borca batık bir şirkette iflas tek seçenek değildir. Mal varlığının paraya çevrilmesi, iflas masasının uzun ve masraflı sürecine girmeden de yürütülebilir.
Ödeme güçlüğüne düşmüş bir şirkette gündeme gelen ilk kelime genellikle iflastır. Oysa iflas, alacaklılar ve şirket bakımından çoğu zaman en pahalı ve en yavaş seçenektir.
Seçenekler
Borca batık ya da batma eşiğindeki bir şirket için üç ana yol vardır.
Konkordato. Borçlu, alacaklılarıyla anlaşarak borçlarını yeniden yapılandırmak için mahkemeye başvurur. Mahkeme önce geçici mühlet verir ve komiser görevlendirir; şartların varlığı hâlinde kesin mühlete geçilir. Mühlet süresince borçluya karşı takip yapılamaz ve başlamış takipler durur. Faaliyetini sürdürebilecek durumdaki işletmeler için uygundur.
İflas. Şirketin mal varlığı bir masa hâlinde toplanır ve tasfiye memurları eliyle paraya çevrilerek alacaklılara dağıtılır. Süreç uzundur ve masa masrafları alacaklılara dağıtılacak tutarı azaltır.
İcra yoluyla tasfiye. Şirketin faaliyeti durdurulur, mal varlığı mevcut icra takipleri üzerinden ve alacaklılarla yapılacak yapılandırma anlaşmalarıyla paraya çevrilir. İflas masasının uzun ve masraflı sürecine girilmez.
Üçüncü yol ne zaman uygundur
İcra yoluyla tasfiye, her durumda tercih edilebilecek bir yol değildir. Uygun olduğu tablo şu unsurları taşır:
- Alacaklı sayısının yönetilebilir olması,
- Alacakların önemli bölümünün teminatlı olması ya da alacaklılarla anlaşma ihtimalinin bulunması,
- Mal varlığının satışa elverişli ve üzerinde karmaşık ihtilaf bulunmayan kalemlerden oluşması,
- Şirket yönetiminin süreci şeffaf biçimde yürütmeye istekli olması.
Bu unsurlar bulunmadığında, alacaklılardan birinin iflas talebi süreci zaten iflasa taşır.
Yöneticilerin bildirim yükümlülüğü
Hangi yol izlenirse izlensin, yöneticiler bakımından ayrı ve süreye bağlı bir yükümlülük vardır: şirketin borca batık olduğunun tespiti hâlinde durumun mahkemeye bildirilmesi.
Bu yükümlülüğün zamanında yerine getirilmemesi, yöneticilerin kişisel sorumluluğunu gündeme getirir. Ödeme güçlüğü belirtileri ortaya çıktığında yapılacak ilk iş, ara bilançoların hazırlanması ve şirketin gerçekten borca batık olup olmadığının tespit edilmesidir.
Alacaklı tarafında ne yapılmalı
Bu tabloyu karşı taraftan gören alacaklı için de birkaç adım belirleyicidir:
- Erken hareket etmek. Borçlunun mal varlığı üzerinde ilk hacizleri koyan alacaklı, sıra cetvelinde belirgin bir avantaj elde eder.
- Devirleri izlemek. Borçlunun taşınmazlarını yakınlarına devretmesi hâlinde tasarrufun iptali davası açılabilir; bu dava tasarruf tarihinden itibaren beş yıl içinde açılmalıdır.
- Konkordato sürecine katılmak. Mühlet verilmişse alacağın süresinde ve doğru tutarla kaydettirilmesi, projeye ilişkin oylamaya katılınması gerekir. Sürecin dışında kalan alacaklı da çoğunluğun kabul ettiği projeye bağlı hâle gelir.
- Teminat durumunu netleştirmek. Alacağın teminatlı olup olmadığı, tahsil edilebilir tutarı doğrudan belirler.
Sonuç
Ödeme güçlüğü içindeki bir şirkette izlenecek yol, şirketin borç yapısına, teminatlı alacakların ağırlığına ve mal varlığının niteliğine göre belirlenir. Bu değerlendirme yapılmadan atılan adımlar, hem borçlu hem alacaklı bakımından geri dönülmesi güç sonuçlar doğurur.
Randevu Talebi
İcra, İflas ve Konkordato
Bu yazı genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık yerine geçmez. Somut durumunuz için değerlendirme yapılmadan hareket edilmemelidir.

